Anasayfa » Yazılarım » Yaşamın Kıymetini Bilmek ve Her şeye Rağmen Adil Yaşamak…

Yaşamın Kıymetini Bilmek ve Her şeye Rağmen Adil Yaşamak…

Allah’ın bizlere bahşettiği en değerli hazine hayattır. Yaşamak (bakmak, görmek, hissetmek, duymak, düşünmek, konuşmak vb. gibi)hepimiz için en değerli varlıktır. Konumumuz, durumumuz, maddi ve manevi varlığımız, makam ve mevkiimiz ne olursa olsun aslolan yaşamak, sağlıklı, kaliteli, adil yaşayabilmektir.

Bu konuda öncelikle kendimize karşı sorumluluklarımız vardır. Bu sorumluluklar, ailemiz, çevremiz, toplumumuz, memleketimiz ve ülkemiz, hatta diğer ülkelerdeki insanlar için de genişleyerek devam eder.

Bana göre herkes öncelikle kendi yaşamının sağlıklı, huzurlu, mutlu ve adil olup olmadığından sorumludur. Hani uçak yolculuklarına başlarken yapılan uyarı anonslarında şöyle bir cümle hep dikkatimizi çekmiştir bilirsiniz:

“Herhangi bir tehlike anında başınızın üstündeki kapaklar açılacak ve oksijen maskeleri ortaya çıkacaktır. Çocuklu yolcularımızın önce kendi maskelerini, daha sonra çocuklarının maskelerini takmaları gerekmektedir.”

Bu da çok net bir biçimde göstermektedir ki, önce bizim ayakta durmamız, sağlıklı olmamız, yaşamımızın kaliteli ve adil olması gerekir. Böyle olabilirse ancak diğer insanlara karşı olan sorumluluklarımızı daha olumlu bir biçimde yerine getirebiliriz. Kendini bilmeyenin başkasını bilme şansı yoktur. Kendini sevmeyenin başkasını sevme ihtimali zayıftır. Kendi sağlığını koruyamayanın başkasının sağlığı için sorumluluklarını yerine getirmesi mümkün değildir.

Kendimizle, kendi yaşamımızın kaliteli ve adil olması ile ilgili sorumluluklarımızı yerine getirdiğimizde önümüze hemen ailemiz ve çevremiz gelir. Hepimiz bu konuda çeşitli ihmallerle yaşıyoruz. Hem kendimizin kıymetini, bize emanet edilen bu kutsal hayatın kıymetini bilmiyoruz. Hem de ailemiz ve çevremizin hayatının adil olabilmesi için üzerimize düşeni yerine getirmiyoruz.

İnsanlar bazen kendi yaşamlarını sıkıntıya sokacak hareketleri, davranışları yapmakta adeta birbirleri ile yarışıyorlar. Çıkın trafiğe bunu görürsünüz. Gidin bir piknik alanına bunu görürsünüz. Hatta camide bile bazen bunu görmek mümkün.

Kendine saygısı olmayan bir sürü insan, başkasına da saygı duymadığı için hayatı bazen yaşanılmaz hale getirebiliyor.Burada ego ortaya çıkıyor. İnsanımızın egosu kendini sevmesi, kendi yaşamını kaliteli ve adil hale getirmesi anlamına gelmiyor maalesef. Aksine insan egosunun esiri olunca hayatı hem kendine hem de çevresine zehir edebiliyor.

Oysa yaşamak, her şeye rağmen yaşamaktan geçiyor. Kendini ve çevreni sevmek, insanı ve doğayı sevmek, toplumu ve memleketini sevmek; her şeye rağmen sevebilmekten geçiyor. Yani hesapsız, kitapsız, beklentisiz, sevginin özünü yakalayarak sevmekten geçiyor.

Hayatın kendisi zaten güzeldir. Yaratılış bizatihi kendisi özel ve mükemmeldir. İnsan zaten yaratılmışların eşrefi olarak vasfedilmiştir. Böyle tanımlanan bir varlığın kendi yaşamını kaliteli ve her şeye rağmen güzel yaşaması gerekir. Kendi yaşamı adil olmayanın başkası için adil davranabilmesi mümkün müdür?

Yine yüce bir beyan olarak aklımızda şu tavsiyenin kalması iyi olur diye düşünüyorum:

“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”

Kendi yaşamının kıymetini bilen, iyi, güzel, anlamlı, sağlıklı, kaliteli ve adil yaşamayı sevgiyle ve her şeye rağmen başarabilen insanlar zaten kendi doğallıkları içerisinde mutlaka başkasının yaşamına da olumlu katkı sunar. Bunu da herhangi bir beklenti ile değil, her şeye rağmen hayatı sevdiği için başarır.

Herkesin ama herkesin bu konuda öncelikle kendini ve bütün sorumluluklarını muhasebe etmesi, kendisi ile sık sık hesaplaşması faydalı olacaktır. Hayatta bir kişinin bile yaşamının adil ve kaliteli hale getirmek adına atılacak faydalı bir adım tasavvur bile edilemeyecek önemli bir iyiliktir.

Bu arada hayatı kaliteli ve adil yaşamak derken, sakın bunun zenginlik, mal, mülk, para, pul, makam, mevki olarak algılamayın. Ben burada hayatın özünden, bizatihi kendisinden bahsediyorum. Çevrenize bakarsanız görürsünüz:

Nice fakir vardır ki hayatı birçok zenginden daha onurlu, kaliteli ve adil yaşamaktadır. Yine nice zengin vardır ki, maddi bakımdan her imkânı olmasına rağmen hayatı bir türlü kaliteli ve adil yaşayamamaktadır.

Demek ki mesele zenginlik veya fakirlik değil, hayatı her şeye rağmen sevmek ve adil yaşamak anlamında sorumluluklarımızı yerine getirmektir.