Anasayfa » Yazılarım » Umuda Yolculuk

Umuda Yolculuk

Gelin sizlerle bugün bir yolculuğa çıkalım!

El ele vererek, birbirimizi daha çok severek; karamsarlıkları, sıkıntıları, dertleri unutarak çıkalım yola ve korkmadan yürüyelim geleceğe birlikte.

 

Adı “Umuda yolculuk” olsun bu serüvenimizin.

 

Daha başından itibaren görerek zorlukları, ama yılmadan güçlüklerden, devam edelim yolumuza.

 

Karşımıza çıkacak “kilitli kapıların” şifrelerini çözecek, önümüzü kesip bizden “parola” soranları susturacak “sihirli” sözcüğümüz “umut” olsun.

 

Yeryüzü savaşlarının biteceğini, 22. yüzyılda kurşun yerine çiçek atan silahların icat edileceğini umut edelim. Kan ve gözyaşı denizlerinin yerini “barış ırmaklarının” almasını; dostluk ve kardeşliklerin, kin ve öfkeyi yenmesini düşünerek devam edelim yola.

 

Yalanların, talanların, rüşvetlerin, yolsuzlukların ve kötülüklerin sonsuza kadar devam edeceğine inanmak yerine doğruları, gerçekleri, dürüstlükleri, iyilikleri hayata hâkim kılacağımızı umut edelim.

 

Yatsıya kadar yanacak olan yalancının mumunun evrenimizi ısıtacağını sanmaktansa, yıkılmayacak doğru duvarlar bulalım; bulamazsak, kendimiz inşa ederek başkalarının umutlarının boşa çıkmamasını gerçekleştirmiş olalım.

 

Hem öksüz hem yetim, güçsüz ve çaresiz olduğumuzu zannederek bunalmak yerine başımızın “şefkatle” okşanacağını ümit edelim.

 

Sahipsizlerin Sahibi’ne sığınarak başımızı kaldıralım.

 

Bakalım aydınlık ufuklara!

Sımsıkı sarılarak birbirimize, kucaklayalım bizim olan yarınları...

Aşevlerinden aş, bankalardan maaş almak için kuyruklarda ömür tüketen yaşlılarımıza, bazı bölgelerde iaşe dağıtımlarında yaşanan izdiham ve kavgalara bakıp “yoksullara acıyarak” kendimizi kandırmayalım.

 

Fakirin ekmeği olan umudualıp bir kenara bırakalım. Onun yerine yoksullara gerçek ekmek vermenin, hatta yoksullukları ortadan kaldırmanın çarelerini arayalım. Bu konuda umutlu olup da “çağrı bekleyenlerin” varlığını unutmayalım.

İnsanların kıyafetleri, hayatı algılama biçimleri, inançları, yaşayışları, kültürleri ve kimliklerinden dolayı aşağılandıkları, horlandıkları, yok sayıldıkları bir dünyayı içimize sindirip haksızlıklar ve zulümlerle iç içe yaşamak “zilletinden” kurtulacağımız günlerin umudunu taşıyalım yüreğimizde. İnsan olabilmemiz için bunun şart olduğunu unutmayalım. Unutanlar varsa, yüreğimizdeki umudu onlara da aktaralım.

 

Umudumuzu yitirmeyelim ne olursunuz!

 

Kafdağı'nın arkasında olduğu söylense de umut için umutsuzluğa kapılmayalım. Kafdağı dediğiniz, hemen yüreğinizin yanı başında bir yer. Elinizi uzatsanız zirvesine ulaşacaksınız.

 

Gelin sizlerle bir yolculuğa çıkalım bugün.

El ele vererek, birbirimizi daha çok severek; karamsarlıkları, sıkıntıları, dertleri unutarak çıkalım yola ve korkmadan yürüyelim geleceğe birlikte.

 

Adı “Umuda yolculuk” olsun bu serüvenimizin.

 

Daha başından itibaren görerek zorlukları, ama yılmadan güçlüklerden devam edelim yolumuza.

 

Yürüyelim:

“Dağ başını duman almış
Gümüş dere durmaz akar
Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar...”
diyerek.

Biz yürüdükçe:

Sesimizi yer, gök, su dinlesin...

Umut adımlarımızla her yer inlesin...

 

Yürüyelim arkadaşlar...

Bu yürüyüşümüzün adı, “Umuda Yolculuktur” unutmayın sakın...

 

Bu yolculukta arkanıza değil, hep önünüze, yarınlara, yüreğinize bakın...