TENEKECİ MAHMUT GÜZELGÖZ
Tenekeci Mahmut Güzelgöz 1919 yılının 17 Şubat gecesi Şanlıurfa'nın Eyyübiye Mahallesi Yaman Sokak'taki 23 nolu evde sabah ezanı okunurken dünyaya geldi.
Babası Baziki Aşireti’nden Bozan oğlu İbrahim'dir. Babası koyun tüccarlığı yapardı. Soyadı kanunu çıkmadan evvelki lakapları "Bazlar”dı. Annesi Bin-i Yusuf Aşireti’nden Efkâr oğlu Halil kızı İslim'dir. Kendisinden büyük, Halil isminde bir ağabeyi, kendisinden küçük, Emine isminde bir kızkardeşi olmak üzere iki kardeşi vardı.
Esas mesleği tenekecilikti. Müzik makamlarını çok iyi bildiğinden, okuyuculuğundaki ustalığından ve repertuarının çok geniş olmasından dolayı müzik camiasında “Tenekeci Mahmut Usta” olarak anılırdı. Tenekecilik yanında mevlithanlık da yapmaktaydı.
1951 yılında Sinan kızı Zeliha ile evlendi. İbrahim, İsmet, Emine, Osman, Cemal, Cemile, Hatice, Mehmet, Arife, Abdullah, Fatma ve Meral isimlerinde 12 çocuğu oldu.
Hiç tahsil yapmamıştı, 1976 yılında kendi çabasıyla okuma yazmayı öğrendi ve dışarıdan sınavlara katılarak ilkokul diplomasını aldı. Şanlıurfa Müzesi ve İl Halk Kütüphanesinde çalıştı. 1987 yılında emekli oldu.
7 Mart 1988 Pazartesi günü Şanlıurfa'da vefat etti. Mezarı Harrankapı Aile Mezarlığı’ndadır.
TENEKECİ MAHMUT GÜZELGÖZ’ÜN MUSİKİ HAYATI
Tenekeci Mahmut Güzelgöz'ün musiki ile ilgisi çok küçük yaşlarda başlamıştır. Altı-yedi yaşlarındayken annesi ile birlikte kına gecelerine, kır gezilerine, şehriye kesilen gecelere (yığnak) gider, oralarda kendisine mani söyletirlerdi. Daha sonra dayısı tarafından sıra gecelerine, dağ yatılarına ve odalardaki müzik meclislerine götürülmeye başlandı. Bu şekilde çalıp söyleyenleri dinler ve ara sıra da kendisine hoyrat söyletirlerdi. Müziğe çok meraklı olduğu için bu arada birçok hoyrat ve mani öğrendi. Bu durum 14-15 yaşlarına kadar devam etti. O zamana kadar belli başlı bir ustası olmadı.
BELLİ BAŞLI USTALARI
Mukim Tahir, Damburacı Derviş ve Hacı Nuri Hafız’dır.
Mukim Tahir’le bir asbap gecesinde tanıştı. Daha sonra beraberlikleri sürdü. Bundan sonra Tenekeci Mahmut'un adı Urfa'da duyulmaya başlandı. Artık asbap geceleri’nin, bağ bahçe gezmeleri’nin, sıra geceleri’nin aranılan kişisi oldu.
1934 yılında o devrin ünlü okuyucularından Hacı Nuri Hafız (Başaran) ile bir asbap gecesinde tanıştı. O usta da kendisini dinledikten sonra çok beğendiğini ifade ederek tebrik etti.
Kışın odada çalıp söyler, ilkbahar geldiğinde arkadaşlarıyla dağa giderdi. Müziğe çok meraklı olduğundan havaların iyi olduğu günlerde dükkânını kilitler, Damburacı Derviş veya Mukim Tahir’le birlikte dağa gider, makamlar ve usüller üzerine çalışmalar yapardı. Okuması kadar usulü de sağlam olduğundan Tenekeci Mahmut müzik meclislerinde hem okur, hem de darbuka çalardı.
1940 yılında Tenekeci Mahmut ve Mukim Tahir arkadaşlarından ayrılıp mevlithan olarak ayrı bir takım kurdu. Bu takımda Tenekeci Mahmut mevlit okumakta, Mukim Tahir de kendisine zâkirlik yapmakta idi.
1941 yılından itibaren musiki çalışmalarına o zamanlar bu çalışmaların yoğun olarak yürütüldüğü Halk Evleri’nde devam etti. Mukim Tahir de Halk Evi’nin kahvesini çalıştırıyordu. Her akşam birlikte çalıp söylerlerdi. Her pazar gecesi ise halka açık parasız konserler verirlerdi. Bu konserler çok ilgi görürdü. Tenekeci Mahmut Halkevlerinde o zamanın ünlü çalıp söyleyenleriyle birlikte birçok konser
vermiştir.
Eskiden Şanlıurfa'nın düşman işgalinden kurtuluşu olan her 11 Nisan’da ekipler kurulur, bu ekipler Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde konserler verirlerdi. Ayrıca radyoevine ekip olarak gidilir, orada kurtuluş nedeniyle çeşitli programlar yapılırdı.
1946 yılı 11 Nisan’ında Urfa kurtuluşunu kutlamak için 18 kişilik bir ekiple Ankara Radyosu'na gidildi. Bu ekibin başında Tenekeci Mahmut bulunmaktaydı.
Tenekeci Mahmut'tan başka Ali Çine Mustafa, Karaköprülü İsmail, Aziz Çekirge, Çırçır Mahey, Cincih Abe, Kadir Güzel, Ali Çine Mehmet, Bedirhan Kırmızı ve Cuan Mahey vardı.
Gar Gazinosu'nda yapılan kurtuluş gecesine Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de katıldı. Ankara'ya giden ekip 11 Nisan akşamı da Ankara Radyosu'nda Urfa Kurtuluş türküsüyle başlayan yarım saatlik canlı program yaptı. O zamanki programlar canlı olarak yayınlanıyordu. Muzaffer Sarısözen bu ekibi dinledi ve tebrik etti. Ekip, Ankara Halkevi'nde dört gece üst üste konser verdi. Oradan davetli olarak İstanbul'a gitti. Taksim Belediye Gazinosu başta olmak üzere sekiz ayrı yerde konserler verdikten sonra Urfa'ya döndü. 11 Nisan kurtuluş programları yapmak üzere 1960 yılına kadar bu şekilde Ankara'ya gidişler devam etti.
1951 yılında Tenekeci Mahmut Urfa ekibiyle Ankara'ya gittiklerinde Muzaffer Sarısözen plak yapmaları için kendilerini Mesut Cemil Bey'in yanına gönderdi. Prova yapmadan stüdyoya girdiler ve Neriman Sarısözen gözetiminde iki taş plak yaptılar. Plakın bir yüzüne "Bülbülün göksü al olur" diğer yüzüne "Alaydım elin elime" öbür plakın bir yüzüne "El zanneder ben deliyem" ve diğer yüzüne ise Tenekeci Mahmut'tan bir uzun hava kaydettiler.
1976 yılına kadar hem tenekecilik yaptı hem de mevlithanlığa devam etti. Bu arada kurulan musiki cemiyetlerinin çalışmalarına katıldı. Halkevi, Musiki Cemiyeti ve Halk kütüphanesinde açılan kurslarda birçok talebe yetiştirdi.
KENDİSİNDEN İSTİFADE EDEN MÜZİSYENLER VE ÖĞRENCİLERİNDEN BAZILARI
Usta gazelhan Kazancı Bedih Yoluk ve Bedirhan Kırmızı başta olmak üzere Mehmet Özbek, Abdullah Balak, Mehmet Delioğlu, Mehmet Güçlü, Lütfü Emiroğlu, Vefik Ataç, Mahmut Coşkunses, Hafız Mahmut Akagün, Aziz Çekirge, Fevzi Atlıoğlu, Ahmet Alaybeyi, İbrahim Özkan, Mahmut Tuncer, Zekeriya Ünlü, Bakır Karadağlı, Mercan Özkan, Halil Sezgin, Naci Yoluk, Mehmet Güzelgöz kendisindenistifade eden sanatçılardan birkaçıdır.
İbrahim Tatlıses, İzzet Altınmeşe, Selahattin Alpay gibi birçok ses sanatçısı da ondan derledikleri türküleri plaklara ve kasetlere okumuştur.
TENEKECİ MAHMUT GÜZELGÖZ’ÜN ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİNDEN BAZILARI
Tenekeci Mahmut Usta; Şanlıurfa folklorunun canlı bir abidesiydi. O Şanlıurfa kültürünün mihenk taşı ve canlı hafızası idi.
Müzik başta olmak üzere, hoyrat ve mani, hikâye ve masal, gelenek ve görenek gibi folklorun hemen her konusunda engin bilgiye sahipti.
Kaynak kişi olarak TRT ve Kültür Bakanlığı başta olmak üzere, birçok kişi ve kurum kendisinden derleme yapmıştır.
Şanlıurfa müzik geleneğinin günümüze taşınmasına ve arşivlere girmesine çok büyük katkıları olmuştur.
İnsanı hayretlere düşüren bir zekâya ve ezberleme kabiliyetine sahip olan Mahmut Usta, okuryazar olmadığı halde yüzlerce türküyü, şarkıyı, ilahiyi, gazeli, hoyratı, hikâyeyi, efsaneyi ezbere bilirdi.
Araştırmacı bir kişiliği vardı. Öğrendiği şeylerin doğruluğunu araştırır, eksiği varsa tamamlamaya çalışırdı.
Erdemliydi, hoşsohbetti, alçak gönüllüydü, onurluydu.
Eşsiz bir sese sahipti, zamanın büyük ustaları kendisini takdir etmişti.
Müzik konusunda engin bilgiye sahipti. Urfa makam geleneğini çok iyi bilen ve icra eden bir müzik ustasıydı.
Hayatı boyunca öğretici olarak hizmet verdi ve birçok talebe yetiştirdi. Her sorulana bildiği kadarıyla cevap verir, çocukla çocuk, büyükleriyle büyük olurdu, kimsenin gönlünü kırmazdı, bir gönül ustasıydı.
Tenekeci Mahmut öğrendiği bir şeyin mutlaka kaynağına iner ve doğrusunu bulmaya çalışırdı. Bilhassa gazel ve şarkı sözlerine çok dikkat eder, okuduğu divan tarzında yazılmış gazellerin manasını bilirdi. Manasını bilmeyen kişinin gazeli yanlış okuyabileceğini söylerdi. Gazelin sözlerini yanlış okuyanları da usulca ikaz ederdi ve doğrusunu okumalarına çalışırdı.
KAYNAK KİŞİLİĞİ VE YAPILAN DERLEME ÇALIŞMALARI
Tenekeci Mahmut Güzelgöz’ün ilgisi, sadece müzikle sınırlı değildi. Müziğin yanında gelenek ve görenekler, masallar, hikâyeler, menkıbeler, kıssalar, çocuk oyunları, düzmeceler, beddualar, dualar, batıl inanışlar, düğün, nişan, gelenek ve görenekler, ziyaret ve adak yerleri, deyimler, tekerlemeler, maniler, hoyratlar gibi Şanlıurfa halk kültürünün bütün konularını bilir ve aktarırdı.
Kendisine herhangi bir konu sorulduğunda saatlerce o konunun en ince ayrıntılarına kadar anlatırdı. Bu yönüyle kendisine “Şanlıurfa'nın canlı folklor hazinesi” denilirdi.
Ayrıca folklorun dışında Şanlıurfa tarihini ve coğrafyasını çok iyi bilirdi. Şanlıurfa içindeki adak yerlerini, çeşmeleri, kabaltıları, önemli sokak adlarını tek tek bilirdi. Şanlıurfa çevresindeki dağların, mağaraların yaylaların, karlıkların, mesire yerlerinin ismini ve muhitini bilirdi. Görmek isteyen kişileri götürüp buraları tanıtırdı.
Kendisinden derlenen masallar Kültür Bakanlığı’nın arşivlerine alınmıştır. Ayrıca kendisinden derlenen hikâyeler ve masallar; “Harran”,”Edessa”,”Eyvan” isimli dergilerde, “Şanlıurfa’dan Derlenmiş Türkülerve Oyun havaları”, “Folklor ve Şanlıurfa“, “Şanlıurfa Hoyrat ve Manileri”, “Şanlıurfa Halk Müziği“, “Notalarıyla Türkülerimiz ve Hikâyeleri” isimli kitaplarda; çocuk oyunları, türkü hikâyeleri, musikişinasların hayat hikâyeleri ise Güneydoğu, Hizmet, Hâkimiyet, 11 Nisan, Hizmet, Halkın Sesi isimli gazetelerde yayınlanmıştır.
Tenekeci Mahmut Güzelgöz hayatı boyunca Şanlıurfa folkloru ile iç içe yaşamış, sürekli araştırmış, öğrenmiş ve öğrendiklerini birilerine öğretmek, bilgilerini aktarmak üzere gayret sarf etmiştir. Bu amaçla musiki cemiyetlerinde yıllarca hocalık yapmış, ayrıca aralarında bugün çok ünlü sanatçıların da bulunduğu birçok kişiyi yetiştirmiş, ayrıca Halk Eğitim Merkezi ve Kültür Müdürlüğü bünyesinde kurslarda birçok kişiye türkü, hoyrat, makam ve usul öğretmiştir.
Şanlıurfa'ya derleme yapmak üzere gelen birçok kişi kendisinden faydalanmış, kendisi de severek o kişilere yardımcı olmuştur.
Muzaffer Sarısözen, Fikret Otyam, İlhan Başgöz, Mehmet Özbek, Yaşar Doruk, Osman Güzelgöz, Bakır Karadağlı, Mahmut Tuncer, İzzet Altınmeşe, Zekeriya Ünlü, Abuzer Akbıyık, Sabri Kürkçüoğlu, Cihat Kürkçüoğlu gibi bir çok isimle birlikte Şikago Üniversitesi’nden bir grup, Tokyo Üniversitesinden Harumi Toshıba isimle bir araştırmacı da Tenekeci Mahmut Usta’dan derlemeler yapmışlardır.
ÖĞRENCİSİ MEHMET ÖZBEK’İN AĞZINDAN USTASI TENEKECİ MAHMUT
Davudi, yani bariton ses rengine sahip olmasına karşılık, tenor dediğimiz ince seslerin çıkabileceği perdelere de çıkabilen İKİBUÇUK-ÜÇ oktavlık ses genişliğine sahipti Mahmut Usta.
Üst ve alt perdelerde sesinin gücünü koruyabilir ve en kıvrak melodi pasajlarını rahatlıkla geçebilirdi. Son zamanlarında bile, özellikle makam okurken sesinin üst sınırına geldiğini zannettiğimiz ve daha tizlere çıkamayacağı endişesine kapıldığımız anda bile, ezgiyi tize doğru genişleterek dinleyenleri hayrete düşürürdü.
Sağlam bir usul ve dengeli bir ritme sahipti. Bu özelliğinden ötürü meclislerde usul çalgısını, tef ya da darbukayı daima kendisine çaldırırlardı.
Okuma ve yazmayı son zamanlarda kendi gayretiyle çözen Usta, türkü ve divan havalarının sözlerini eksiksiz ve doğru bilirdi. Dil ve edebiyata vakıf oldukça zengin birikimi olmasından ötürü, yanlış okunmuş bir şiiri ilk defa duyuyor olsa bile tamir edebilme yeteneğine sahipti.
Şiirleri küçük yaşlardan beri kulaktan öğrenmesine rağmen, Arapça ve Farca terkiplerin anlamını bilir, okuduğu her gazelin açıklamasını yapabilirdi. Dinî musikiden gelen birikiminden dolayı okuduğu gazellerdeki kavram ve deyimlerin yanında telmihe esas olan olaylardan da haberliydi.
Sağlam kişiliği ve zengin Urfa müziği birikimine sahip olması nedeniyle, rahmetli Muzaffer Sansözen, zaman zaman Ankara Radyosu'na giden ekip içinde Mahmut Usta'ya ayrı bir ilgi göstermiş ve her seferinde ondan yeni şeyler tespit etmiştir.
Mahmut Güzelgöz Urfa halk müziğini kırık havalar, divanlar da dâhil uzun havalar ve oyun havalan olmak üzere tüm incelikleriyle bilirdi. Popüler olmuş Urfa türküleri yanında, çoğu ustalarca unutulmuş birçok hava onun sağlam hafızasında canlılığını korurdu.