Anasayfa » Yazılarım » Biz Neyi Arıyoruz ?

Biz Neyi Arıyoruz ?

İnsanımızın en büyük problemi “neyi aradığını” bilememesidir.

 

Benim de öyle!..

 

Başı kesilmiş tavuk gibi “debelenip” duruyoruz ortalıklarda. Bulduğumuz, aradığımız mıydı bilemiyoruz; asıl aradığımızı ise çoğu zaman bulamıyoruz.

 

Birileri damarlarımıza “kendi gündemlerini” şırınga ediyor ve biz, aradığımız kanı bulduğumuzu zannediyoruz. Sarıp sarmalıyor karmaşık duygular benliğimizi.

 

Başımız dönüyor, gözlerimiz kararıyor.

Yollarımızın önü kesiliyor, çıkmaz sokaklar çıkıyor karşımıza!..

Girdiğimiz tünellerin uzunluğu ve karanlığı korkutuyor bizi.

Zulmet, zulmet üstüne yağıyor başımıza.

 

Hâlbuki biz, ışık arıyoruz, nur arıyoruz.

 

Yaradılış gayemiz istikametinde istihdam edilememenin sıkıntısını yaşıyoruz. Kin ve nefret solukluyoruz âdeta. Kan, gözyaşı, ıstırap şaşırtıyor bize yönümüzü. Belâlardan kurtulmak istiyoruz.

 

İnsanca bir hayat ve huzur arıyoruz...

 

Yaralarımızı saracak, hicranımızı dindirecek, öfke ateşimizi söndürecek bir rahmet ve mağfiret eliarıyoruz. Şefkatle okşansın başımız, merhametle silinsin gözyaşımız diye bekliyoruz.

 

Kirliliğimizi temizleyecek bir yağmurarıyoruz...

 

Evlerimizin çatısı uçtu başımızdan. Salkım saçak dizildik alt alta, üst üste. Kalmadı komşuluğumuzunahengi. Darmadağın oldu mahallelerimiz. Bozuldu şehirlerimizin güzelliği. Aştık sınırlarımızı, hep birlikte döküldük yollara.

Bizi yeniden kuşatacak muhkem surarıyoruz...

 

Ramazan’ı bile yaşayamadık sırrına ererek. Alamadık onu gündemimize. Koyamadık sporun, magazinin, kirli siyasetin yerinebu bereket ayını...

 

Açamayınca asıl dosyaların kilitli olduğu dolapları, mahkûm edildik önümüze konan dosyaların karanlık satırlarına. Muhtaçların sürekli açlığına ortak olamadık. Kendimizi alamadık mükellef iftar davetlerinden ve gidemedik fakir sofralarına, mahcubiyetten.

 

Başımızı kaldırıp da gökyüzüne bakamadık mahyaların gül yüzüne!.. Arayıp soramadık dostlarımızı, duyamadık çağrısını yüreğimizin.

 

Bu zilletten kurtulmak içinonur arıyoruz...

 

Bana, “Ağabey, birkaç haftadır gündemden iyice uzaklaştınız!” diyen sevgili kardeşim Ömer Malamanve diğer okurlarımı anlamaya çalışıyorum. Hiç olmazsa Ramazanmünasebetiyle “kendi gündemimi”aramaya, hissettiklerimi yazmaya, herkesi kendine, özüne, kimliğine, benliğinedavet etmeye gayret ediyorum.

 

Bir ortak kaygıyakaşık sallamak istiyorum insanlarla, dostlarımla birlikte. İnsanlardan bir insan olarak sürekli bir “arayış”içinde olmak, benim de hakkım ya da mecburiyetim değil mi?

 

Öncene aradığımı bilmeyi, sonra da bildiğimi bulmayıarzu ediyorum. Kendim için istediğimi, bütün insanlar adına da istemeyi, böylelikle inancımı sınamayıdeniyorum.

 

Arayanların bulduğunu, bulanların da aramış olduklarını biliyorum.

Ben de bir hak âşığının söylediğini tekrarlayarak “neyi aradığımı”

ikrar ediyorum:

 

Omuzumda sevda yükü

Yollarda Sen’i aradım..

Beste beste, türkü türkü

Dillerde Sen’i aradım...

                  

Girdim yeşilden sarıya,

Sordum ölüye diriye,

Çiçeği verdim arıya;

Ballarda Sen’i aradım...

 

Bahçem çiçek, bağım gazel

Birleşti ebetle ezel

Ayırmadan çirkin, güzel

Kullarda Sen’i aradım...

 

Herkes aynaya bir kere daha baksın. Kimi, neyi, nerede ve nasıl aradığını görebilen problemi çözmüş demektir. Aksi takdirde “bu bocalama” daha çok su götürür vesselâm...