Anasayfa » Yazılarım » Bir Yudum Sevgi

Bir Yudum Sevgi

Bu kadar kaos, karmaşa, hay hengâme içerisinde insan esas aradığının ya da muhtaç olduğunun bir yudum sevgi olduğunu fark edemiyor çoğu zaman.

 

Gerçek, samimi, karşılıksız ve biteviye bir yudum sevgidiroysa hayatımıza anlam katacak ve bizi mutlu kılacak olan.

 

Herkesin kısa yoldan köşe dönmek istediği, hayatını bu isteğine göre planladığı; olduğundan fazla ve farklı görünmeyi amaçladığı; lüks yaşamanın, bunun için de gerekirse insanları ezmenin şart olarak benimsendiği bir toplum yapısı, o bir yudum sevgiyi silip süpürmüş, hayatımızı çoraklaştırmış ve anlamsızlaştırmıştır.

 

Sevgisiz, ışıksız, şefkatsiz, merhametsiz;hırs, kin ve nefret dolu gözlerin insanın içini delip geçtiği bir ortama mahkûm olan bizler, bulabileceğimiz o bir yudum sevgi ile mutlu olacağımızı, huzura kavuşacağımızı ve yaşadığımız bin bir sıkıntıdan kurtulacağımızı bilemez hâle gelmişiz.

 

Arabamızı çocuğumuzdan, köpeğimizi komşumuzdan, sigaramızı ciğerlerimizden, parayı huzurumuzdan ve etrafımızdakilerin haklarından daha çok seviyoruz neredeyse.

 

Yarış atınadöndürdüğümüz çocuklarımızdan bekliyoruz geleceğimizi aydınlatmalarını. Oysa onlar, çocukluklarının ve gençliklerinin farkında olmadan, o bir yudum sevgiyle sarılıp sarmalanmadan yürüyorlar dikenlerin üstünde.

 

Terör canavarı, trafik canavarı, mafya canavarı, siyaset canavarı, derin devlet canavarı gibi kanımızı emen vampirler türetmişiz yıllardır kendi içimizde ve dönüp arkamıza bakmadan yeni Ali Babalar beklemişiz; Kırk Haramiler’i alt edip bize Kafdağı’ndan huzuru getirmesi için.

 

Yürek toprağımızda gül bitirmeyi, bu gülleri muhabbetle sulayıp büyütmeyi, kalbimizi sevgi yağmurları ile arıtmayı düşünemez durumdayız.

 

Saçları ağaran gündüzlerimizin konuk olduğu akşamlarımızı, kendimizi bir sihirli sandığa hapsederek taşıyoruz gecelere.

 

Sohbetten, dostluktan, fedakârlıktan, başkaları için de yaşanabileceğini bilmekten, insanların en güzeli olan çocuklarımızın yüzüne gülmekten uzak ulaşıyoruz ertesi sabahlara.

 

Yüreğimizi yoklamadan, hasret olduğumuz o bir yudum sevgiyi nerede bulabileceğimizi araştırmadan, kendimiz için istediğimizi diğer insanlar için de istemeden yuvarlanıp gidiyoruz sonsuzluğa.

 

Ah!.. Keşke şöyle bir silkinip kendimize gelebilsek!

 

Hayatcümlemizin başında ve sonunda yer alantoprak kelimesinin tam üzerine bassak ayaklarımızı ve bir süre kaldırmasak!..

 

Dünyanın bir pula satılacak kadar ucuz bir meta olduğunu ve böylesine bayağı bir dünyanın kalp kırmaya, hırsla kalkıp zararla oturmaya, kine, nefrete değmeyeceğini fark etsek.

 

Yeşertsek içimizde yeniden o bir yudum sevgiyi!

 

Aydınlatsak yüreğimizi ve donatsak aklımızı sevgiyle yeniden.

 

Güzel memleketimizin yeşilini, taşını, kuşunu o bir yudum sevgiyle oturtsak yeniden içimize.

 

Bakmadan renklerine, kültürlerine ve kimliklerine; kucak açsak ülkemizin tüm insanlarına. Barışı, kardeşliği, dostluğu kazansak yeniden sevgiyle.

 

Hâlleriyle hâlleşsek, dertleriyle dertlensek; birinin ayağına diken battığında içimizde sızı hissetsek!..

 

Bazen gözyaşlarımızla yıkasak dünyanın karalıklarını!

 

Sevgi ışıkları ile aydınlatsak evrenin karanlıklarını...

 

O bir yudum sevgi ile hatırlasak yeniden insanlığımızı!

 

Ah!.. Keşke şöyle bir silkinip kendimize gelebilsek!