Kafdağı’ndan getirmiştin umudu
Başında başak sarısı bir taç
Gözlerin ahh o ölünesi gözlerin
Avuçlarında bir zümrüd-ü anka
İçirmişti bana hayat suyunu
Parmakların ürkek ve mahcup
Ahh o öpülesi narin gül fidanları
Birisi konmuştu biliyorsun
Yanındaki konanı tutmuştu
Birisi kesmiş pişirmişti
Sondan bir evvelkisi yemiş
Sonuncusu bir serçe ürkekliğinde
Hocadan gelmişti hani
Hani bana hani bana demişti
Ölesiye sevdiğim kaldır da bak
Altın sarısı başaklarla taçlanmış başını
Kaldır da bak yine kuş geldi....