Kafdağı'nın arkasında olduğu söylense de umut için umutsuzluğa kapılmayalım. Kafdağı dediğiniz, hemen yüreğinizin yanı başında bir yer. Elinizi uzatsanız zirvesine ulaşacaksınız.(O.Güzelgöz)
 
 
Şiirlerim

bir güvercin kanadında
taşısam seni
kafdağı’ndan ötelere
yıkasam yürek denizimde
okşayarak ipek saçlarını
uyutsam seni dizlerimde
sen benim gözbebeğim olsan
ben senin gözlerindeki ben
ellerim olsan sen umuda uzanan
hiç sönmeyen ateşim olsan
içimde yanan
aydınlık şafağım sen olsan
ben senin yorgun akşamların
sesim
nefesim
ekmeğim aşım
ve
arkadaşım olsan...


bana hüzün verir gün batımları
ufkuma mahzunluk çokünce leyla
beni sürükleyip kör kuyulara
kalbimi yerinden sökünce leyla
üzülüp aglarım yalnızlığıma
ruhuma hicranlar ekince leyla
bir seli andıran sessizlikleri
gelip benligime dokunce leyla
tapusu teninde gecelerimin
beni yuregine çekince leyla...


Yazılarım
  
İnsandaki duygularla suyun akışı arasında önemli benzerlikler bulmuşumdur hep. Irmakların doğuşu, büyümesi, zaman zaman kaybolup sızıntılarla akışını sürdürmesi, önüne bentler yapılması, bu bentleri her defasında aşması, faydası, zararı, hep daha ileriye gitme hedefi gibi daha birçok unsur; suyu (ırmakları), insanın hislerindeki gelişmelerle beraber aklıma getirir.

  
Ben her şeye rağmen sevmekten yanayım. Şartlar ne olursa olsun, kim ne derse desin, yolun sonu daha şimdiden ne kadar karanlık görünürse görünsün katıksız, karşılıksız, “eğer ve çünküleri” düşünmeden sevmekten yana.